Buraya Nasıl Geldim
Bir süredir içimde bir yer boşaltıyordum, fark etmeden.
Instagram’da bıraktığım her cümle, aslında daha uzun bir şeyin kırpılmış hali gibiydi. Altı kart, bir başlık, bir renk paleti, hepsi güzeldi ama bir yerden sonra yetmedi. Söylenmemiş olan, söylenenden daha kalabalıktı.
Bu yüzden buradayım.
Burayı bir “kanal” olarak düşünmüyorum aslında. Daha çok, kapısını yavaşça araladığım bir oda gibi. İçeri girenin acele etmesine gerek yok. Burada kısa videolar, hızlı akışlar, kaydırılıp geçilen anlar yok. Sadece cümleler var. Ve cümlelerin arasında nefes alacak kadar boşluk.
Ân Stüdyo’nun kalbinde hep aynı soru yatıyor: insan neyle iyileşir? Bazen bir kitapla. Bazen bir kadının, hiç tanımadığı başka bir kadının hikâyesinde kendi hikâyesini tanımasıyla. Bazen sadece susup dinlenilmesiyle.
Ben bu soruyla uzun zamandır yaşıyorum; hem bir kadın olarak, hem psikolojiyi çalışan biri olarak, hem de yıllardır kelimelerle uğraşan biri olarak. Bu üçü bende hiç ayrı durmadı. Bir cümlenin nasıl teselli edebileceğini bilmek de, bir duygunun neden bu kadar inatçı olduğunu anlamaya çalışmak da bana aynı yerden geliyor.
Burada ne bulacaksınız?
Bazen bir kitaptan bir pasaj, ve o pasajın içimde açtığı yer. Bazen umut üzerine düşündüklerim, şu sıralar tezimin de tam ortasında olduğu bir kavram bu ve laboratuvar dışında da benimle geziyor. Bazen Ânda Kadın’da, bir atölyede, bir kadının söylediği tek bir cümle, beni günlerce düşündüren türden.
Kolay bir yazı olmayacak bazen. Rahatsız edici bir netlik taşıyabilir. Ama sahici olacak.
Eğer siz de bir yerlerde, bir kelimenin sizi tanıdığı o anı arıyorsanız, hoş geldiniz.
Ben buradayım. Yavaşça, sakince ama buradayım.



