Günaydın,
Bugün 20 Ağustos, perşembe.
Tez konum umut olduğu için, son zamanlarda literatürde epey vakit geçiriyorum bu kavramla ve fark ettim ki günlük dilde kullandığımız “umut” ile psikolojideki “umut” birbirinden epey farklıymış.
Psikolog Rick Snyder’a göre umut, sadece iyimser bir bekleyiş değil. İki bileşenden oluşuyor: birincisi, hedefe giden bir yol bulabileceğine dair inanç (“pathways thinking”) ikincisi, o yolda ilerleyecek gücün olduğuna dair inanç (“agency thinking”). Yani umut, hem “bir yol var” hem de “o yolu ben yürüyebilirim” demek aslında.
Bunu okuyunca şunu fark ettim: bazen kendimi umutsuz hissettiğimde, aslında sorun hedefin kendisinde değilmiş yol bulamadığımı ya da o yolu yürüyecek gücüm olmadığını düşündüğüm içinmiş. İki bileşenden biri eksik kaldığında, umut da eksiliyor.
İyi haber şu: umut, sabit bir kişilik özelliği değil, geliştirilebilir bir beceri. Küçük hedefler koymak, birden fazla yol düşünmek (“bu olmazsa, şunu deneyebilirim”), geçmişte zorlukları nasıl aştığını hatırlamak, bunların hepsi umudu besliyor.
Bugün küçük bir egzersiz önerebilirim: aklınızdaki bir hedefi düşünün, sonra ona giden en az iki farklı yol yazın. Tek yol göründüğünde umut kırılgan oluyor; birden fazla yol olduğunu görmek bile rahatlatıcı bir etki yaratıyor.
Ben bugün kendi tez sürecimde bunu deneyeceğim, tek bir plana bağlı kalmak yerine, alternatif yollar da düşünerek.
İyi ki buradasınız.
Sevgiyle,
Selin
Not: Bu paylaşım bilgilendirme amaçlıdır, terapi ya da profesyonel destek yerine geçmez. Zorlandığınız bir konu varsa bir uzmana danışmanızı öneririm.


